Canlı
TV8'de şu an

Bu yarışmacının performansını beğendiniz mi?
Uzlaşma Büyük Bir Şanstır

Uzlaşma Büyük Bir Şanstır

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç, ‘mayınlı araziye’ benzettiği konuşmasında, ‘Toplumun bir kesimi dışarıda bırakılarak hazırlanan anayasaların, öncekiler gibi şansı yoktur’ dedi...

17.03.2013 06:34

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç, ‘mayınlı araziye’ benzettiği konuşmasında, ‘Toplumun bir kesimi dışarıda bırakılarak hazırlanan anayasaların, öncekiler gibi şansı yoktur’ dedi...Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, TBMM’de yapılan yeni anayasa çalışmasında meşruiyet sorunu yaşanmaması ve anayasanın tüm farklılıkları güvence altına alması gerektiğini söyledi.Kılıç, Erciyes Üniversitesi ve Kayseri Barosu tarafından düzenlenen “Yeni Anayasa” konulu sempozyumun bir konuşma yaptı. Kılıç, konuşmasında yeni anayasa ile ilgili özetle şu mesajları verdi: İktidar ve muhalefetin birbirleriyle kıyasıya mücadele ettiği bir yerde, hakem olarak düşüncelerimi ifade etmek oldukça zor. Bizler mayınlı arazide gezerken, oralara basmamak ve gerekli dikkati göstermek için, kafamızın içinde binlerce sansürle sizlere birşeyler söylemenin zorluğu içinde olduğumu ifade etmek istiyorum.Doksan yıldır yapamadığı, bu nedenle sosyolojik bir travma geçirdiği bu sürecin yaşattığı psikolojik eşik, mutlaka aşılması gereken bir engel olarak görülüyor. Cumhuriyetimizle aynı yaşta olduğunu belirttiğim yaşanan travmayı daha da büyütecek, bedelini ise siyaset kurumları ödemek zorunda kalacaklardır. Türkiye’de yeni anayasa, ’ancak darbe yoluyla yapılabilir’ biçimindeki akla ziyan bir düşüncenin ortadan kalkması, bu eşikten geçmesine bağlıdır. Teknik ve usul tartışmalarının sonuç getirmeyeceğini vurgulamak isterim.Tartışmalara ilişkin düşüncemi ifade etmem gerekirse, ’milletin hür iradesiyle seçilerek TBMM’yi oluşturan milletvekillerinin, kurucu meclis fonksiyonuna sahip olduğu ve yeni bir anayasa yapabilme gücünün var olduğunu’ söylemek olacaktır. Ancak, TBMM’nin bu fonksiyonunu yerine getirirken meşruiyet zeminini kaybetmemesi gerekir.Cumhuriyet döneminde yapılan üç anayasanın halkın dışlanarak devleti yönetenler tarafından yapılması, meşruiyet sorununu da beraberinde getirmiştir. TBMM’de yapılan yeni anayasa çalışmasında böyle bir meşruiyet sorunu yaşanmaması, toplumda karşılığı bulunan dini, mezhebi, etnik ve ideolojik tüm farklılıkların kendini görebildiği düşünce ve inançlarının güvenceye kavuştuğu, dışlanma hissini yaşamadığı, katılımın sağlandığı bir anayasa metninin çıkmasına bağlıdır. Toplumun bir kesiminin dışarıda bırakılarak hazırlanan anayasaların, öncekiler gibi şansı yoktur. Zira taraflardan birinin rızası alınmadan yapılan sözleşmelerin sağlığı tartışmalıdır. Bu noktada TBMM’de dört partinin uzlaşmaya çalışması büyük bir şanstır.Herkesin isteklerinin anayasada yer alması gibi ütöpyanın gerçeklerle örtüşmeyeceği açıktır. Her kesimin kendi doğrularını vazgeçilmez, kılına dokunulmaz kutsallara dönüştürmesiyle ortaya çıkacak dayatmalar, diyaloğu ve müzakere şartlarını ortadan kaldırır. Makul ve ölçülü olabilirsek bu müzakerelerden başarıyla çıkılması kaçınılmazdır.Barış için gerekli olan iklimi oluşturmadan güce dayalı yapılacak anayasal düzenlemeler ’ben yaptım oldu” anayasası olur. Bu yaklaşım toplum barışının en büyük tehdidi olmak yanında, sorunları büyütmekten başka sonuç doğurmaz. Bütün dinlerin ortak noktası olan Allah inancı da savaşın kazanılmasını değil, barışın sağlanmasını zafer olarak tanımlıyor.

Yorumlar | 0
üye profil