Canlı
TV8'de şu an

Bu yarışmacının performansını beğendiniz mi?
Türkiye İçin Korkutan Senaryo!

Türkiye İçin Korkutan Senaryo!

Suriye’ye müdahalenin savaş gemileri aracılığı ile denizden füze saldırısı şeklinde olması bekleniyor ve Türkiye büyük risk altında.

29.08.2013 09:24

Suriye’nin kimyasal silah kullandığı iddialarının ardından bir taraftan ülkede incelemeler yapan BM heyetinden gelen rapor beklenirken, diğer yandan olası askerî müdahale ve müdahalenin nasıl olacağı tartışmaları başladı. Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM ) Ortadoğu Uzmanı Oytun Orhan, saldırının birkaç günle sınırlı olmasının beklendiğini ve rejim değişikliğini amaçlamadığını söyledi. Suriye’ye müdahalenin savaş gemileri aracılığı ile denizden füze saldırısı şeklinde beklendiğini belirten Orhan, Türkiye’nin büyük risk altında olduğuna dikkat çekti.   FÜZE SALDIRISI KESİN   İki buçuk yıldır ABD’nin Suriye’ye askerî müdahale etmemesine, bu konuda çekimser olmasına neden olan koşullarda radikal bir değişim ortaya çıkmamıştır. Dolayısıyla saldırının yaklaşık birkaç günle sınırlı olması bekleniyor ve rejim değişikliğini amaçlamadığı anlaşılıyor. Savaş gemileri aracılığı ile denizden füze saldırılarına kesin gözüyle bakılıyor, bunun yanı sıra hava saldırıları olması da muhtemel görünüyor. Müdahalede hava savunma sistemlerinin ve bazı askeri hedeflerin vurulması muhtemeldir.   TÜRKİYE BÜYÜK RİSK ALTINDA   Müdahale bölgede iki devleti hedef hâline getirecektir. Taraf'ın haberine göre, Suriye ve müttefiklerinin doğrudan ABD başta olmak üzere Batı’ya misilleme şansı bulunmuyor. Bundan dolayı bölgede Batı’nın müttefikleri olan İsrail, Türkiye ve Ürdün’ü çeşitli şekillerde cezalandırabilirler. Dolayısıyla müdahale sonrası Türkiye büyük risk altında olacaktır. Suriye ve İran’ın genel mücadele sistematiği doğrudan saldırı şeklinde değildir. Bu konuda birkaç ihtimal bulunuyor. Birincisi, Reyhanlı benzeri çok sayıda sivil kaybına yol açacak, toplumsal infial oluşturacak kimin yaptığının ortaya çıkmayacağı terör saldırılarının gerçekleştirilmesi. İkincisi, Türkiye’nin yakın çevresinde Ankara’nın siyasi, diplomatik, ekonomik ve toplumsal varlığına yönelik faili belli olmayan terör saldırılarının, bombalamaların ve Türk vatandaşların kaçırılmalarının yapılması. Üçüncü ihtimal, Kürtlere yönelik açılım sürecinin PKK veya oluşturulabilecek yeni bir hareket yoluyla sabote edilmesi. Dördüncü ihtimal, Ortadoğu’nun yeni çatışma dinamiği haline getirilen mezhepsel çatışmaların Türkiye’ye taşınmasına çalışılmasıdır.   ESAD’İN SİLAHLARI İSRAİL İÇİN TEHDİT   Bu müdahalenin birkaç hedefi bulunuyor. Birincisi, kimyasal silahların bir daha kullanılmaması konusunda güçlü bir mesaj vermek. İkincisi, Suriye’de sahada Beşar rejimi lehine değişen askerî üstünlüğü muhalefet yönünde dengelemek. Üçüncüsü, tarafları siyasi çözüme zorlamak. Müdahale muhtemelen İkinci Cenevre Konferansı’nın da kapılarını aralayabilecektir. Dördüncüsü ve asıl önemlisi Beşar Esad'ın güçlü askerî alt yapısının omurgasını zaman içinde kırmak. Suriye’nin güçlü silah sistemleri Esad’ın elinde kalsa da veya muhalefetin eline geçse de gelecekte özellikle İsrail için tehdit unsurudur. Suriye’nin güçlü silah sistemleri ortadan kaldırılırsa taraflar eşit koşullarda uzun yıllar boyunca basit silahlarla savaşmak zorunda kalacaklar.SİLAHLI KUVVETLER TAM TEYAKKUZDA! Diyarbakır, Batman, Muş, Malatya Erhaç ve Merzifon’daki üslerde son 48 saattir F-16 ve F-4’ler gerektiğinde 5 dakikada havalanmak üzere QRA (Ani Reaksiyon Alarmı) nöbetine geçti. Sınırdaki kara birlikleri de teyakkuza geçti   QRA İngilizce askeri bir terim. Açılımı, Quick Reaction Alert. Yani Ani Reaksiyon Alarmı. Hava Kuvvetleri’nde bu isimle anılan bir nöbet sistemi var. Soğuk savaş döneminde, “48 saat içinde savaş çıkması ihtimalinin öngörülmesi” anlamına gelen bu alarm durumu, geçmiş yıllarda terörle mücadelenin yoğun dönemlerinde de uygulanan bir sistem. Ve Türk Hava Kuvvetleri son 48 saattir, QRA durumunda.   Tam yüklü uçuş   QRA, 24 saat esasına göre uygulanan bir nöbet sistemi. Savaş uçaklarının elektronik sistemlerinin açık durumda beklediği bu nöbet düzeninde, savaş pilotları tam donanımlı olarak uçak başında bekliyor. Görev emri verildiği anda pilotların kokpitteki yerlerini alıp motorlarıçalıştırdığı bu nöbetlerde, hava savunma görevlerindeki reaksiyon süresi 5 dakika. Aynı nöbet sistemindeki görev savunma değil ‘taaruz’ ise bu süre 15 dakikaya çıkıyor çünkü bu tür savaş görevlerinde uçaklar ‘tam yüklü‘ olarak yerden kesiliyor.   Üslerde QRA nöbeti   Suriye’ye yönelik uluslar arası hava operasyonu gündeminde, Türk Hava Kuvvetleri, en can alıcı noktada yer alıyor. Diyarbakır, Batman, Muş, Malatya Erhaç ve Merzifon üslerinde konuşlu F-16 ve RF-4 savaş uçakları halen QRA nöbet sistemi esasına göre görev yapıyor. Bölgedeki üslerden, gerekli hallerde gösterilecek ‘ani reaksiyon’ arasında süre olarak kayda değer bir fark bulunmuyor.   Sınırda ‘5 dakika esası’   Hava Kuvvetleri’nde durum bu iken, TSK’nın kara birlikleri de ‘tam teyakkuz’ durumunda. Bölgedeki kara güçlerinde izinler kaldırıldı. Askeri kaynaklar, böyle dönemlerde izinlerin iptal edilmesinin standart bir uygulama olduğunu belirtiyorlar. Sınır hattının güvenliğinden sorumlu Kara Kuvvetleri birliklerinde eller tetikte... Hudut birliklerinin ‘artçı’ unsurlarında da ‘5 dakika esası’ geçerli. Yani, destek kuvvetlerin muharebeye dahil olma süresi sadece 5 dakikadan ibaret. Özetle, TSK’nın hava ve kara unsurlarının Suriye sınır hattında 24 saat esasına göre yürütmekte olduğu görevin detayları böyle.TÜRKİYE'Yİ ONLAR KORUYACAK! Suriye’nin olası saldırısına karşı Merzifon’daki 5. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda konuşlu ‘Tunç’ olarak adlandırılan 151. Bombardıman Filosu tetikte bekliyor.   ABD’nin başını çektiği uluslararası güçlerin, kimyasal silah kullandığı iddia edilen Şam yönetimine karşı askeri operasyon seçeneğini gündeme almasının ardından Türkiye olası operasyon için hava filolarını hazır bekletiyor. Esad yönetiminin elinde, harp başlığı takılabilen 600 - 800 kilometre menzilli balistik füzeler bulunuyor. Kimyasal silah kapasitesi de bulunan Şam yönetiminin, kendisine yönelik bir müdahale sırasında Türkiye’yi hedef alma riski bulunuyor. Söz konusu durum, Türkiye’nin, Suriye ile olan sınır hattının derinliklerinde pek çok yerleşim yerinin hedef alınabilmesi anlamına geliyor.   Akıncı ve Zıpkın da hazır   Tehdidin önüne geçmek için Suriye’ye yönelik hava denetiminde Suriye hava savunma sistemlerinin geriletilmesi kritik önem taşıyor. Bu nedenle Diyarbakır 2. Hava Kuvvet Komutanlığı’na bağlı olan Amasya Merzifon’daki 5. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda, modernize edilmiş, “Tunç” olarak adlandırılan 151. Bombardıman Filosu’nun tetikte bekletildiği öğrenildi. Tunç Filo, belirli bir sahadaki düşman hava savunmasının etkisinin azaltılması, nötralize edilmesi veya elektronik harp usullerini kapsayan hava harekatını yürütüyor. Olası operasyonun seyrine göre de 152. Akıncı, 101. Havadan Yakıt İkmal ve 162. Zıpkın filoları da devreye sokulacak.   HARM özellikli tek filo   Tunç filosunda yüksek teknoloji F-16C/D Block 50 Fighting Falcon tipi uçaklar yer alıyor. C serisi F-16’lar av ve bombardıman görevleri için kullanılıyor. Tunç Filo’nun görev tanımı SEAD olarak adlandırılan Hava Savunma Baskısı Suppression of Enemy Air Defence olarak geçiyor. Bu görevlerde HARM Füzeleri kullanılıyor. HARM (High-speed Anti-Radiation Missile - Yüksek-hızlı Anti-Radar Füzesi) füzeleri, yerdeki radar sistemlerinden yayılan sinyalleri buluyor. Füze bu sinyalleri takip ederek hedefini yok ediyor. Tunç Filo diğer F-16 filoları gibi dönem dönem İncirlik’e intikal ederek “CAP” olarak adlandırılan sınır boyunca silahlı devriye uçuşları gerçekleştiriyor. Herhangi bir ihlal durumunda anında müdahale etmek ve gerektiğinde de ihlali yapan hava aracını vurmak görev tanımıyla faaliyet gösteriyor
Yorumlar | 0
üye profil