Canlı
TV8'de şu an

Bu yarışmacının performansını beğendiniz mi?
Hiçbir Güç TBMM’nin Üstünde Değildir

Hiçbir Güç TBMM’nin Üstünde Değildir

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün, ''Hiçbir güç ve kurumun, vatanın birliği ve milletin bütünlüğünün yegane temsilcisi olan TBMM'nin üzerinde değildir'' sözlerini hatırlatarak, ''İlk Meclis farklı ve zıt fikirlere sahip millet

23.04.2012 14:26

TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün, ''Hiçbir güç ve kurumun, vatanın birliği ve milletin bütünlüğünün yegane temsilcisi olan TBMM'nin üzerinde değildir'' sözlerini hatırlatarak, ''İlk Meclis farklı ve zıt fikirlere sahip milletvekillerinden meydana gelmiş olmasına rağmen, ülke savunması ve bütünlüğü konusunda tek ses ve tek yürek olabilmiştir. Sanırım bu hassasiyete bugün de en az dün kadar ihtiyacımız var'' dedi.23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Birinci Meclis'te tören düzenlendi.Tören, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın söylenmesinin ardından Birinci Meclis'te ilk konuşmayı yapan Sinop Mebusu Şerif Bey'in konuşmasının seslendirilmesiyle başladı.TBMM Başkanı Çiçek, törende yaptığı konuşmada, TBMM'nin açılışının 92. yılı vesilesiyle tarihi bir günü yeniden yaşadıklarını söyledi.Çiçek, şöyle devam etti:''1. Dünya Savaşı sonunda mağluplar arasında sayılmamız, emperyalistlere bin yıllık hedeflerine ulaşma fırsatı vermiştir. 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi sonrasında Anadolu müstevlilerce işgal edilmiştir. Silahları toplanan ve askerleri dağıtılan ordumuzdan geriye sınırlı sayıda kuvvet bırakılmıştır. Böylece Anadolu, savunulması güç bir coğrafyaya dönüştürülmüştür. Ordusu olmayan bir milletin Anadolu'da barınma imkanı da yoktur. Tarih boyunca da bu böyle olmuştur. Nitekim, Anadolu'nun silahsızlandırılan ve askerden arındırılan yerlerine düşman askerleri ayak basmakta gecikmemişlerdir. Hedef, Türkleri Anadolu'nun orta kesiminde toplamak ve batı için tehdit olmaktan çıkartmaktı. Tarih boyunca esaret nedir bilmeyen bir millet için bu durum asla kabul edilemezdi.''TBMM Başkanı Çiçek, 15 Mayıs 1919'da İzmir'in işgal edilmesinin, düşmanın verdiği sözleri tutacağına ilişkin bütün iyi niyetli yorumlara son verdiğini söyledi.İşgalci güçlerin verdikleri sözlere itimat ederek İstanbul'da mücadele zemini kalmadığını gören Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının ''Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır'' inancıyla, 16 Mayıs 1919'da İstanbul'dan yola çıktığını ve 19 Mayıs 1919 günü Samsun'da milli mücadele meşalesini yaktıklarını ifade eden Çiçek, Anadolu'nun dört bir koldan işgale uğradığı bu süreçte, Erzurum ve Sivas Kongrelerinin toplandığını anlattı.Çiçek, Ankara'nın milli mücadelenin karargahına dönüşmesiyle birlikte, milli iradenin ''bozkırın ortasında'' yeniden hayat bulduğunu belirtti.Bir milletin izmihlalden kurtuluşunun merkezi olarak seçilen Ankara'nın aynı zamanda aziz milletin umutlarının ve gelecekle ilgili hayallerinin de merkezi olduğunu bildiren Çiçek, şunları söyledi:''Bu seçim bilinçli bir seçimdir. 16 Mart 1920'de Meclis-i Mebusan, Bab-ı Ali ve bütün hükümet daireleriyle beraber İstanbul, İngilizler tarafından cebren ve resmen işgal edilmiştir. İngilizler, Anadolu'da başlatılan milli mücadele yanlısı Meclis-i Mebusan üyelerini tutuklamışlar, ayrıca dönemin en önemli haberleşme aracı olan telgraf merkezlerini işgal altına alarak resmi makamlar arasında iletişim imkanını ortadan kaldırmışlardır.Böylece, Anadolu ile İstanbul arasındaki irtibat tamamen kopartılmıştır. İstanbul'da Meclis-i Mebusan'ın basılması ve son toplantısını baskından iki gün sonra yapması üzerine, Temsil Heyeti Başkanı Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mart 1920 tarihinde illere gönderdiği genelge ile her vilayetten seçim yapılmasını ve seçilecek temsilcilerin Ankara'da toplanarak kurucu Meclis'e katılmasını istemiştir.11 Nisan 1920'de ise Padişahın Meclis-i Mebusan'ı feshettiğini ve ikinci meşrutiyetin sona erdiğini açıklaması, millet iradesinin karargahının bundan böyle Ankara olacağını ortaya koymuştur. İstanbul'dan umudunu kesen Meclis-i Mebusan üyeleri, Atatürk'ün yaptığı çağrı üzerine Ankara'da toplanmaya başlamıştır. Yeni Meclisin 23 Nisan günü Ankara'da açılmasıyla devletteki devamlılık teyit edilmiştir.20. yüzyılın ilk çeyreğinde güneyden, kuzeyden ve batıdan yürütülen işgal faaliyetlerinin amacı Türkleri bir daha batıyı tehdit edemeyecek hale getirmekti. İşte 92 yıl önce bu binada bu plan boşa çıkartılmış ve bir milletin 200 yıllık geri çekilişine son verilmiştir. 92 yıl önce burada büyük emperyalist oyun bozulmuştur. Büyük oyunu bozan kadro, her türlü yokluğa ve yoksulluğa göğüs gererek son Haçlı Seferine 'dur' demiştir.'''KENDİNİ MİLLETE SUNMUŞTUR''Çiçek, inanmanın başarmanın yarısı olduğunu belirterek, başarmak için başarıya inanmak gerektiğini söyledi. Çaresiz insanların son iltica makamının kendi cevherleri olduğunu ifade eden Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:''Türk milletini Anadolu'dan tasfiye etme planlarını boşa çıkartan kadro da çaresiz kaldığı anda kendini milletine sunmuştur. Yüzlerce yıl başarıdan başarıya koşan orduları bağrından çıkartan Türk Milleti, bağrına saplanan hançeri çıkartmak için çareyi yine kendinde bulmuştur.''''SADECE 115 MİLLETVEKİLİ GELEBİLDİ''TBMM Başkanı Çiçek, Hacı Bayram Camisi'nde kılınan cuma namazının ardından kesilen kurbanlar ve edilen dualarla Meclis'in açıldığı 23 Nisan 1920'de bu salonda sadece 115 milletvekilinin toplanabildiğini hatırlattı.Ulaşım imkanlarının kısıtlı ve can güvenliğinin olmadığı şartlarda Ankara'ya ulaşmaya çalışan milletin temsilcilerinin o gün, milletlerinden başka dayanacakları hiçbir kuvvetlerinin olmadığını ifade eden Çiçek, ''Onların vatanlarından ve hayatlarından başka kaybedecek hiç bir varlıkları da yoktu. Parolaları istiklal, işaretleri ölümdü. Onlar için Anadolu son kale, Ankara son karargahtı. Ne buradan daha öteye gidilecek bir yer, ne bu karargahı bırakıp gidecek bir imkan vardı. O kadro, sadece güçlülerin ayakta kalabildiği Anadolu'nun, milletler mezarlığı olduğunu gayet iyi biliyordu. Esasen kalıp mücadele etmek ya da teslim olup yok olmaktan başka seçenekleri yoktu'' dedi.Çiçek, Türk milletinin mukadderatını tayin edecek yetkilerle kendini donatan Meclis'in kurucu Meclis olması nedeniyle, tarihte olağanüstü önemli bir mevkiye sahip olduğunu söyledi.İlk Meclis'in, ''Olağanüstü yetkilere sahip Meclis'' olarak da anıldığını vurgulayan Çiçek, ''Hazırladığı yeni Anayasa ile Türk Milletinin Anadolu'daki son ve ebedi devletini kuran Meclis'tir'' diye konuştu.''BÜTÜN CİHAN BİLMELİDİR Kİ...''Cemil Çiçek, Atatürk'ün bu Meclis için ''Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır, o da milli egemenliktir. Yalnız bir makam vardır, o da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir'' dediğini belirterek, şunları söyledi:''Evet, Büyük Önder Atatürk'ün dediği gibi, hiçbir güç ve kurum, vatanın birliği ve milletin bütünlüğünün yegane temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin üzerinde değildir. Milletimizin çare kapısıdır Türkiye Büyük Millet Meclisi. Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin kalbidir, dünyadaki yegane gazi Meclis'tir, bu unvanı da fazlasıyla hak etmiştir. İlk Meclis farklı ve zıt fikirleri sahip milletvekillerinden meydana gelmiş olmasına rağmen, ülke savunması ve bütünlüğü konusunda tek ses ve tek yürek olabilmiştir. Sanırım bu hassasiyete bugün de en az dün kadar ihtiyacımız var.Milletimizin birliği, bütünlüğü, güvenliği ve geleceği söz konusu olduğunda, kendimizden ve partilerimizin çıkarlarından feragat etmemiz gerekmektedir. Zira hepimiz aynı gemide yolculuk yapıyoruz. Bu gemiyi daha güçlü bir şekilde bizden sonraki kuşaklara devretmek zorundayız. İlk Meclis'in sahip olduğu hassasiyetleri bugün de yaşatmalıyız. Milli egemenliğimizi hep koruma, özgürlük ve bağımsızlık bizim şiarımız olmalı. İlk Meclis'in idealizmini ve sahip olduğu demokratik ruhu hep korumalıyız. Milletin ve devletin çıkarları kendi çıkarlarımızdan üstün olmalıdır. Meclis iradesi, millet iradesidir. Bu iradeyi her zaman üstün tutmalıyız. Birinci Meclis, bu inanç ve ideal ile yola çıktı. Şartlar olağanüstü olmasına karşılık, meşruiyetten asla sapılmadı. Polatlı'dan top sesleri duyulurken bile Meclis istişare halindeydi. O olağanüstü dönemde milletin iradesi daha üstün tutuldu. Zira milletin mukadderatını kurtaracak olan yine milletin kendisi idi. Başka yol ve yöntem yoktu. O nedenle, milletin kuvvetine ve kudretine iltica edildi. Böylece, tarihin akışına yön verildi. Dünyada 23 Nisan'dan başka çocuklara armağan edilen başka bir bayram yoktur. Bu günü, milletimize armağan eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Meclisimizin ilk üyelerini ve devletimizin kuruluşunda emeği geçen bütün büyüklerimizi bir kez daha sevgi, saygı ve minnetle anıyorum.''Törene Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, kuvvet komutanları, TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, TBMM Başkanlık Divanı üyeleri, MHP Genel Başkanı Bahçeli, AK Parti Grup Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural ve bazı milletvekilleri katıldı.ANKARA KULÜBÜ SEĞMENLERİNİN GÖSTERİSİNİ İZLEDİÇiçek, törenin ardından, Birinci Büyük Millet Meclisi Özel Defteri'ni imzaladı.TBMM Başkanı Çiçek, özel deftere şunları yazdı:''Meclisimizin ilk başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onunla birlikte milletimizin bağımsızlık ve hürriyeti için yola çıkan kurucu milletvekillerimiz; şu anda üzerinde özgürce dolaştığımız vatanı ve bağımsızlığımızı sizlere borçluyuz. Sizler, her türlü kişisel beklentilerinden soyutlanmış 'vatanperver' insanlardınız. Milletimizin en zor ve ümitsiz olduğu günlerde her türlü kişisel hesapları bir kenara bırakıp milletin hizmetine koşma cesaretini gösteren fedakar insanlardınız.Milletimizin en zor anında koyduğunuz ilkeler, bugün bizleri de aydınlatmaktadır. Çocuklarımız, gençlerimiz sizlerin ışığıyla aydınlanmaktadır. Onlar daha aydınlık bir Türkiye için bizleri umutlandırmaktadır. Genç kuşaklarımız sizlerden aldıkları ilham ile, ülkesinin ve milletinin istikbali için tek yürek olarak hareket edeceklerdir. Onlar, bu ülkenin yitik nesli olmayacaklar ve yarınların güçlü, huzurlu ve müreffeh Türkiye'sinin şerefli birer ferdi olarak hayat süreceklerdir.''Çiçek, Bahçeli ve beraberlerindekiler daha sonra Ankara Kulübü seğmenlerinin gösterisini izledi. Çiçek, gösterinin ardından geleneksel kıyafetler giyen küçük bir kız çocuğunun kendisine verdiği çiçeği aldı.

Yorumlar | 0
üye profil