Canlı
TV8'de şu an

Bu yarışmacının performansını beğendiniz mi?
Başbakan Erdoğan Endonezya'da Konuştu

Başbakan Erdoğan Endonezya'da Konuştu

Başbakan Erdoğan, Endonezya'nın Bali kentinde düzenlenen 5. Bali Demokrasi Forumu'nun açılış oturumunda konuştu.

08.11.2012 08:35

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi kavramlar artık belirli bölgeye, belirli bir gruba değil, bütün dünyaya ait ortak değerler haline geldi. Bugün artık demokrasi başta olmak üzere tüm bu kavramlar konusunda yeni bir muhasebeye ihtiyaç duyulduğunu görüyoruz'' dedi.Başbakan Erdoğan, Endonezya'nın Bali kentinde düzenlenen 5. Bali Demokrasi Forumu'nun açılış oturumunda konuştu.Endonezya'yı; demokrasinin küresel gündemde öne çıkarılması hususunda gösterdiği çabadan dolayı kutlayan Erdoğan, Asya Pasifik Bölgesi başta olmak üzere tüm dünyada yoğun ilgi gören Bali Demokrasi Forumu'nun önemli işleme sahip olduğuna inandığını kaydetti.Yüksek ekonomik kalkınma ve hızlı sosyal dönüşüm içindeki Asya'da, demokrasinin tüm kurum ve değerleriyle yeni bir süzgeçten geçirilmesi sürecinin yaşandığına işaret eden Başbakan Erdoğan, ''Önümüzdeki yüzyılda küresel, ekonomik, stratejik dengenin Asya eksenli olacağını düşünüyorum. 21. yüzyılın Asya yüzyılı olacağı düşünülüyor'' dedi.Endonezya'nın yüzlerce farklı dilin konuşulduğu, çok sayıda etnik grubun bir arada yaşadığı bir ülke olarak son 10 yılda demokratik kurumların inşasında büyük başarı sergilediğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:''Endonezya'nın demokrasinin ilerletilmesi konusunda bölgesindeki liderliğini de takdirle izliyoruz. Endonezya'nın milli idealinin bizim de tarihi tecrübelerimizden süzülüp gelen bir ilkeyi ifade eden, çokluk içinde birlik olması elbette rastlantı değildir. Bu esasında ülkedeki farklılıkları zenginlik olarak görüp, buradan doğan dinamizmi ekonomik kalkınmayla, demokrasinin inşasına başarıyla yönlendirme iradesine işaret ediyor. Dünyanın en yoğun Müslüman nüfusuna sahip olan Endonezya, etnik ayrımcılık, fanatizm ve terörizm gibi günümüzün önemli meydan okumalarına en iyi cevabın daha fazla demokrasi ve daha çoğulcu bir toplum idealiyle verilebileceğini gösteren iyi bir örnek olmuştur.Demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi kavramlar artık belirli bölgeye, belirli bir gruba değil, bütün dünyaya ait ortak değerler haline geldi. Bugün artık demokrasi başta olmak üzere tüm bu kavramlar konusunda yeni bir muhasebeye ihtiyaç duyulduğunu görüyoruz. Çünkü küreselleşme olgusu ekonomiden siyasete, sosyal hayattan kültüre kadar her alanda oyunun kurallarını kökten değiştirdi, değiştirmeye de devam ediyor. Bu değişimin dinamiklerini doğru şekilde kavrayan demokratik sistemlerimizi, buna uyarlamak mecburiyetindeyiz. Geniş katılımlı çoğulcu toplum modelleri için yönetenlerle yönetilenler arasında yeni sosyal anlaşmalara ihtiyaç var.''''Küresel ekonomik kriz, yerleşik demokrasileri önemli bir sınava tabi tutuyor''Başbakan Erdoğan, günümüzde demokratik süreçlerin kapsayıcı, şeffaf, hesap verebilir, hukukun üstünlüğünü esas alan ve azınlıkların haklarını gözeten bir şekilde oluşturulmalarının artık kaçınılmaz bir gereklilik olduğuna dikkati çekerek, ''Bu şu demek değildir; azınlıkların, çoğunluklara tahakküm etmesi değildir. Çünkü, demokrasinin tanımı bu olamaz. Ancak çoğulluğun da azınlığın tahakkümü hakkını vermez'' dedi.Günümüzde demokratik işleyişte aktörlerin çok çeşitlendiğini, sosyal hareketliliğin yükseldiğini, çıkar gruplarının demokratik işleyişi etkileme kapasitelerinin arttığını ve bireyin tek başına dahi önemli bir siyasi aktör haline gelebildiği bir dönemin yaşandığını belirten Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:''Bu gerçekler bizi demokratik yapılarımızı daha eşitlikçi, çoğulcu ve insanı temel alan bir niceliğe kavuşturmaya yöneltiyor. Bununla birlikte mevcut sistemlerin bu yeni ihtiyaçlara ne kadar uyumlu olduğu önemli bir soru olarak karşımızda duruyor. Örneğin uzun bir süredir devam eden küresel ekonomik kriz, yerleşik demokrasileri önemli bir sınava tabi tutuyor. Gelişmiş batılı ekonomiler ve sosyal devlet modelleri küresel kriz karşısında ciddi şekilde sarsılmıştır. Demokratik yapılara duyulan güvensizliğin artması ve seçimlere katılım oranlarının düşmesi aşırılık yanlılarının giderek tüm siyasi sistemleri etkileyebilecek güce ulaşmalarına yol açıyor. Bunun bir değerler krizine dönüşmemesi ve demokratik dokunun korunabilmesi için toplumların demokrasiye olan inancının yükseltilmesi gerekiyor. Küresel değerlerden taviz vermeden ancak ülkelerin, toplumların gerçek sorunlarına çözümler üretebilen, etkin ve adil bir demokrasi anlayışına ihtiyaç var. Bu değişim, uluslararası sistem açısından da gerekli.''''Bölgemizde ve dünyada yoğun gayret içerisindeyiz''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, insanların demokrasiye sadece kendi ülkeleri içinde değil uluslararası düzeyde de ihtiyaç duyduklarını, bu süreçte gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelere büyük görevler düştüğünü anlatarak, bu ülkelerin dünya ekonomisindeki artan paylarına, bölgesel düzeyde belirginleşen öncü konumlarına paralel şekilde küresel düzeyde de daha fazla sorumluluk almaları gerektiğini ifade etti.Endonezya'nın bölgesinde demokrasi konusunda gösterdiği liderliğin bir başka örneğini de Türkiye'nin bölgesinde gösterdiğine işaret eden Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:''Biz de Türkiye olarak aynı sorumluluk bilinciyle hareket ediyoruz. Demokratik, eşitlikçi, kapsayıcı, en önemlisi adil bir yeni küresel düzenin oluşturulması için bölgemizde ve dünyada yoğun gayret içerisindeyiz.Bu doğrultuda, geçtiğimiz ay İstanbul'da siyasetten ekonomiye, dinden sanata kadar küresel düzeyde adalet temasının tartışıldığı İstanbul Küresel Forumu'nu gerçekleştirdik. Günümüzde küresel düzlemde karşılaştığımız birçok sorunun temelinde siyasi ve ekonomik adaletsizlikler yatıyor. Bu husus son yıllarda dünyamızda yaşanan çatışmalarda meydana gelen artışı dikkate aldığımızda daha da önem kazanıyor. Günümüzde konvansiyonel nitelikli çatışmalara ilaveten terörizmden organize suçlara, siber tehditlerden nükleer silahların yayılmasına, küresel gıda arzı ve fiyatlarıyla ilgili sıkıntılardan iklim değişikliğine kadar her alanda sorunların niteliği ve boyutu sürekli değişiyor. Bu da biz etkin ve adil bir küresel sistemi hayata geçirme konusunda daha çok gayret göstermeye yöneltiyor.''

Yorumlar | 0
üye profil