Canlı
TV8'de şu an

Bu yarışmacının performansını beğendiniz mi?

"AB Hedefinden Vazgeçmedik"

Almanya'nın başkenti Berlin'deki Türkiye Büyükelçiliği Başbakan Erdoğan'ın da katıldığı görkemli bir törenle açıldı.

30.10.2012 20:39

Türkiye'nin yurt dışındaki en büyük misyon binası olan yeni Berlin Büyükelçiliği törenle hizmete açıldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, büyükelçilik binası önündeki göndere Türk bayrağı çekti.   Açılış töreni, bayrağın göndere çekilmesinin ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı. Başbakan Erdoğan, daha sonra büyükelçilik binasının açılış kurdelesini kesti.   Törende yaptığı konuşmada AB üyelik sürecine değinen Erdoğan, "AB'nin amacına ve başarısına inandığımız için üyelik hedefinden vazgeçmedik" dedi.   Erdoğan, konuşmasında özetle şunları kaydetti:   "Bu açılışla bir asır önceki büyükelçiliğimizin bulunduğu yere geri dönmüş bulunuyoruz. Büyükelçilik binamız tarihi persfektif içerisinde yer ve mimarisi itibariyle Türk kültürünü ve devlet geleneğini layıkıyla temsil eden bir yapı olduğunu düşünüyoruz.   Yine bu binayı yerinin geçmişi itibariyle Almanya ile yakın dostluk ilişkilerimizin sembolü olarak görüyorum. Türkiye ve Almanya arasındaki diplomatik ilişkiler çok daha eskilere dayanmaktadır. 2013'te 250 yılı geride bırakmış olacağız.   Berlin Avrupa'da Roma ve İstanbul'a kıyasla daha genç bir şehirdir. Buna rağmen Berlin, 18. asırdan itibaren hızla gelişerek Avrupa'nın merkezi haline geldi. Almanya Avrupa Birliği projesinin başlangıç noktası olması itibariyle de ayrı bir öneme sahiptir.   Halen yaşanmakta olan ekonomik kriz bu projenin daha fazla önem kazanacağını gösteriyor. Bu çerçevede AB'nin Türkiye ile ilişkilerini stratejik bir bakış açısıyla ele alması gerektiğine inanıyoruz. Birliğin genişleme sürecinin devam ettirilmesi suretiyle barış huzur ve refahın daha geniş bir coğrafyaya yayılmasını temenni ediyorum.   Türkiye AB'nin amacına ve başarısına inandığı için üyelik hedefinden vazgeçmedi. Müzakere sürecinde siyasi saiklerden kaynaklı tıkanıklığın fayda getirmediğini ve üyeliğimizin her iki tarafın da faydasına olduğunun görülmesi gerektiğine inanıyoruz."   ARSA OSMANLI'DAN MİMARİ SELÇUKLULAR'DAN Büyükelçilik binası Berlin'de Osmanlı'dan kalan arsaya Selçuklu mimarisi tarzında yapıldı. Yurt dışında, en fazla Türk vatandaşının yaşadığı ülke olan Almanya'daki büyükelçilik binası, böylelikle Runge Caddesi'ndeki kiralık binadan, Tiergaten Caddesi'ndeki kendi arsası üzerine yapılan yeni binaya taşındı.   Yaklaşık 4 bin metrekare alana inşa edilen yeni büyükelçilik binasının arsasında, 1918 yılında Osmanlı döneminin büyükelçiliği bulunuyordu.   1945 yılına kadar Türkiye Cumhuriyeti'nin büyükelçiliği olarak hizmet veren bina, İkinci Dünya Savaşı'nda hasar gördü. 1949'da Almanya'nın ikiye ayrılmasının ardından yeni başkent Bonn'a taşınan Türk Büyükelçiliği, Berlin Duvarı'nın yıkıldığı 1999 yılına kadar burada hizmet verdi.   Berlin duvarının yıkılması ve iki Almanya'nın birleşmesinin ardından Berlin'in başkent olmasıyla Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği de yeni başkente taşındı.   143 PROJE ARASINDAN SEÇİLDİ  Türkiye Cumhuriyeti, 2000 yılında Alman makamlarından Osmanlı'dan kalan arsanın yanından ek arsa satın alarak, alanını yaklaşık 10 bin metrekareye çıkardı. Yeni büyükelçilik binası için yapılan yarışmaya katılan 143 proje arasından, ''Doğu ile Batı'yı birleştiren Türkiye'' temalı proje seçildi.   Türkiye'nin ''Doğu ile Batı arasındaki konumunu'' temsilen 2 ayrı blok şeklinde inşa edilen binaları, bir köprü ile birleştiren projede, Bonn'daki eski büyükelçilik binasındaki bazı unsurlar da kullanıldı. Bonn'daki büyükelçilik binasını süsleyen Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun vitray çalışmalarının yer aldığı eserlere, yeni büyükelçilik binasında da yer verildi.   Selçuklu mimarisinin özgün motiflerini yansıtan binanın ana giriş kapısı Bonn'daki giriş kapısındaki metallerden faydalanılarak imal edildi.   24 AYDA TAMAMLANDI Yapımına 2010 yılında başlanan ve 24 ayda tamamlanan yeni büyükelçilik binasının toplam kullanım alanı 10 bin metrekareyi buluyor. Binada, gurbetçilerin sosyal aktiviteleri için konferans salonu da yer alıyor. 800 kişilik çok amaçlı balo ve konferans salonunun kapasitesi, 2 bin kişiye kadar çıkarılabiliyor.ENTEGRASYON SORUNUNA DEĞİNDİ! Erdoğan’ın, Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ile gurbetçilerin dinlediği büyükelçilik binasının açılışındaki konuşmasında değindiği konulardan biri de entegrasyon sorunuydu. Türk kökenli Alman futbolcu Mesut Özil'i örnek gösteren Erdoğan, "Çocuklarınızın, torunlarınızın çok büyük başarılara imza atacaklarına yürekten inanıyorum. İşte yavrularınızdan bir tanesi Mesut Özil, şu anda Alman milli takımında Almanya için milli mücadelesini veriyor ve bunu bir komplekse kapılmadan yapıyor. Türkiye’den de bu çok daha farklı duygularla izleniyor" dedi. Başbakan Erdoğan'ın verdiği bir diğer örnek, Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi Avni Karslıoğlu oldu. Almanya'da doğup büyüyen Karslıoğlu'nun Berlin'de büyükelçilik yaptığını belirten Erdoğan, Almanya'dan Türk kökenli bir Alman vatandaşını Türkiye'ye elçi olarak atamasını istedi. Törende konuşan Almanya Dışişleri Bakanı Westerwelle ise Türkiye'nin son 10 yılda büyük bir başarı hikayesine imza attığını söyledi. Westerwelle konuşmasını Türkçe, ‘Yaşasın Türk-Alman dostluğu" sözleriyle tamamladı.NÜFUS PLANLAMASI HAKKINDA NET İFADELER Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Nicolas Berrgruen Enstitüsü'nün 'Avrupa Krizin Ötesinde' temalı toplantısında da bir konuşma yaptı. Ardından Deutsche Welle'de çalışan Türk asıllı gazeteci Ali Aslan ile ikili açık oturuma katılan Erdoğan, kendisinin sorularını cevapladı. Burada Türkiye'nin genç nüfusuna dikkat çeken Erdoğan, "Ben ülkemde şunu söylüyorum en az 3 çocuk doğurun diyorum. Çünkü 3 çocuk doğurmadığımız takdirde 2037'de Almanya'nın bugün geldiği duruma geleceğiz. Ben bu duruma gelmek istemiyorum. Nüfusumuzun genç kalmasını istiyorum. Eğitimli genç dinamik bir nüfus olursa başarılı oluruz" dedi. Aralarında Almanya eski Başbakanı Gerhard Schroder'in de bulunduğu davetlilere seslenen Başbakan Erdoğan, "Nüfusun önemli bir fonksiyon olduğunu görmemiz lazım. Başarı aslında insandır." şeklinde konuştu. "Eğer insan unsurunun iyi yetişmişse genç dinamik bilgili eğitimli bir insane portföyüne sahipseniz başarıyı yakalarsanız."ifadelerini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti: " Ekonomide hep şunu öğretirler. Emek, sermaye, üretim, tüketim…Ben diyorum ki hayır. Ekonominin tek unsuru vardır; insan. Çünkü emek insanın türevidir. İnsan varsa emek var. İnsan yoksa emek yok. İnsan varsa sermaye var. İnsan yoksa sermaye de yok. İnsan varsa üretim var, tüketim var. İnsan yoksa bunların hiç biri yok. Öyleyse genç nüfusa dinamik nüfusa sahip olunmalı. Ben ülkemde şunu söylüyorum en az 3 çocuk doğurun diyorum. Çünkü 3 çocuk doğurmadığımız takdirde 2037'de Almanya'nın bugün geldiği duruma geleceğiz. Ben bu duruma gelmek istemiyorum. Nüfusumuzun genç kalmasını istiyorum. Eğitimli genç dinamik bir nüfus olursa başarılı oluruz.""GURBETÇİ SAYISIYLA TÜRKİYE ZATEN AB'YE GİRMİŞ BİR ÜLKE" Türkiye'nin AB üyeliği sürecine ilişkin açıklamalarda da bulunan Erdoğan, "Türkiye aslında bir gerçeği yaşıyor. Nedir o? İslam ve demokrasinin bir arada nasıl yaşanabileceğini sergileyebilen bir ülke. Türkiye 75 milyon nüfusuyla şu anda ortaya koyduğu ekonomik performansıyla AB'ye çok ciddi katkılar sağlayabilecek bir ülke. Ve artık Türkiye zaten AB'nin içine girmiş de bir ülke. Sadece Almanya'da 3 milyon Türk var. En az o kadar da Avrupa Birliği üyesi diğer ülkelerde var. 6 milyonla zaten AB'ye girmişiz. AB üyesi ülkeler içerisinde 250 - 300 bin nüfusu olan ülkeler var. Şimdi bu samimi bir yaklaşım olmadığını gösterir. Eğer güçlü bir AB istiyorsak güçlü bir Türkiye'yi çoktan içeri almaları gerekirdi." şeklinde konuştu."DÜNYADA KIBRIS DİYE BİR ÜLKE YOK" Siyasi çekişmelerin olduğu ülkelerin, bölünmüş ülkelerin AB'ye alındığını belirten Erdoğan, "Mesela AB'de Kıbrıs diye bir isim geçiyor. Dünyada Kıbrıs diye bir ülke yok. Güney Kıbrıs Yönetimi var. Çünkü Kuzey Kıbrıs var. Aralarında bir yeşil hat var. Bu Yeşil Hattı AB üyesi ülkeler görmüyor. Nasıl oluyor Kıbrıs? Kuzey Kıbrıs'ın Güney Kıbrıs'la bir alakası var mı? Yok. Kuzey Kıbrıs tamamıyla ayrı. Güney Kıbrıs ise AB üyesi veya birileri tanıyor; ama Türkiye tanımıyor. Şu anda AB'de dönem başkanlığını Güney Kıbrıs Rum Yönetimi yapıyor. E biz de şimdi onu tanımadığımız için müzakereler kesilmiş durumda. Bu yıl sonuna kadar herhangi bir müzakere olamayacak. Bu AB müktesebatına ters. Bayan Merkel şunu söylemişti: 'Biz Güney Kıbrıs'ı AB'ye almakla hata ettik'. Ama aklından da savunuyor. E bu da olmaz. O sürece yönelik olarak Şansölye Schroder hatıratında gayet güzel vurgulamıştı. Orada bize yapılan haksızlığı çok açık net ortaya koymuşlardı. Hollanda dönem başkanlığında bu konuyu çok kararlı bir şekilde değerlendirdik ve orada da adeta çekilme ile karşı karşıya kalmıştık. Çünkü bize haksızlık adaletsizlik yapılıyordu. Eğer bir ülke adalette taviz verirse adil olma sürecini kaybederse o ülke yürümez. Bu tür oluşumlar da yürümez. AB şu anda aslında bunun bedelini ödüyor." değerlendirmesinde bulundu.      
Yorumlar | 0
üye profil